Albümk #14 - Haşır Neşir
Inti-Illimani, sevdiğimi sandığım şeyler ve piyasalaşma.
Albümk’e hoş geldiniz, ben Batu. Geçen haftaki sayıya hiç beklemediğim kadar yorum ve sosyal medya dürtmesi aldım, çok mutlu oldum, herkese teşekkürler. Bültene destek olmak için eşe dosta göndermeyi, tavsiye etmeyi unutmayın. Yani unutursunuz muhtemelen, normaldir, meşgul hayatlar yaşıyoruz. Ancak medya dilinde oturmuş kalıplar vardır, bu böyledir arkadaşlar.
Geçen haftaki yazıya gelen yorumlardan birinde çok vurucu bir ifade var: “müzik insanla haşır neşir oldukça değerli oluyor.” Öyle midir?
Birkaç gün önce bir plakçıda bir Inti-Illimani CD’sine denk geldim, alırım diye kenara koyduğum Horses In the Sky CD’sini bırakıp bunu aldım. Inti-Illimani’yi bilen/hatırlayanınız var mı? Belki Birgün’de falan bir konser duyurusuna denk gelmişsinizdir, belki ‘Aaa Moğollar da varmış’ diye bir konserlerine gitmişsinizdir, sonra konserde birden Venceremos girince bir kere daha aaa demişsinizdir, öyle bir grup. Doksanların sonu, ikibinlerin başında bir rüzgarlı gecede Harbiye’de çaldılar, benim de gittiğim (götürüldüğüm) ilk konserlerden biridir.
Inti-Illimani CD’sini aldım, çünkü 1) çocukken odama kapanıp abimin devrimci sol geçmişi olan herhangi bir ailenin herhangi bir üyesini hiç mi hiç şaşırtmayacak kaset koleksiyonundaki albümleri çevire çevire dinlerdim, onlardan biri de buydu, 2) zaman içinde A Silver Mt. Zion ve GY!BE ile ilgili hislerim değişti. Hayatımda leş gibi anılar bırakmış, kronik onlayn bir eski arkadaşımsının başyapıt diye diye yıllar boyu kafamdan aşağı boca ettiği bir albümdü Horses In the Sky. Güzel anları vardır, ancak sevdiğime kendimi neredeyse zorla inandırdığım, bu arkadaşımsının ve kronik onlayn diğer tiplerin doldurduğu niş sitelerin ağzından duyduğum için bir şey zannettiğim, üstümdeki toplam etkisi neredeyse sıfır olan bir albümdür. Inti-Illimani CD’sini görünce farkettim bunu. Bir taraf iyi, bir taraf kötü, ikisinde de insan izleri var.
Önce MP3 arşivi, sonra streaming derken müzik keşif hikayemdeki insan izleri yavaş yavaş belirsizleşmeye başladı, evet. Ama müzik dinleme ortam ve aracımız değişti diye müziğin sosyalliği öldü demek değil, sonuçta hala arkadaşlarıma şarkı linkleri falan gönderiyorum, burada bir şeyler paylaşıyorum. Baştaki argümana bir nebze katılmıyor olmamın sebebi de bu, algoritmik bir playlist’ten keşfettiğiniz bir şarkıyı bir arkadaşınıza gönderdiğiniz anda insan tekrar beliriveriyor hesabın içinde.
Asıl hinliği görebilmek için gözleri iyice kısmak, odaklanmak gerekiyor. Müziğe olan merakımızın streaming temelinde özelleştirildiğini söylemiştim, yani merak etme işini de bir algoritma bizim için hallediyor artık. Merak, piyasa ilişkilerine karışmış, metalaşmış durumda* ve bu haliyle de sonsuz büyümeye hizmet etmek zorunda. Ancak bir insan bir algoritmanın ona bir saatte servis edebileceği kadar merak edemez, bu kadar müzik dinleyemez, sadece ‘dinlenecekler’ klasöründe istifleyebilir. Bu istifin yükünden kurtulmanın tek yolu da sırttan toptan atmak (klasörü hiçbir şey dinlemeden temizlemek) ve rahatlamanın ödülü olarak aynıya, alışıldığa, yani hayatımız daha küçükken bizi kuran, zevkimizi inşa edenlere dönmektir. Bu anlamıyla kendi içinde piyasa karşıtı bir harekettir bu yük atma, aynıya dönme işi, ta ki sosyal sermayemizi az görüp tekrar ortamlarda satılacak bilgi istiflemeye başlayıncaya kadar. Erişim sorununu çözme sözüyle ortaya çıkan streaming’de müzik ve keşif merakımız emtialaştığı için her şey daha soğuk, insansız, steril hissettirir. Zaman içinde müzik dinleme alışkanlığı öyle bir değişir ki eş dosttan gelen öneriler bile o kimliksiz ‘dinlenecekler’ arasına atılır gider. İnsanla haşır neşir olmama hissiyatının da kaynağı budur bence, etrafımız insan doluyken bile.
Buna isyan etmek, herhangi bir zevkin oluşabilmesi için sınırlara ihtiyaç olduğunu kabul etmek çok önemli. Burada önerdiğim ne varsa bu filtreden geçiriyorum.
* Bu işin bir de müzisyenler için olan, ayrıca delişmen bir kısmı var ki onu SubmitHub’dan bahsedeceğim bir yazıya saklıyorum.
Dinlediğim üç albüm
Inti-Illimani - Palimpsesto. Mevzubahis albüm.
Teen Mortgage - Devil Ultrasonic Dream. Al sana en kralından eş dost önerisi. Bana gelen şekliyle “olm tam sokak punk’ı ama surf tadı var, acayip güzel nakaratlar.”
Between the Buried and Me - Absent Thereafter. Bu adamlar sessiz sedasız favori metal gruplarımdan biri oldular seneler içinde.



abi selam, buralari hortlatman son zamanlardaki en guzel surprizlerden oldu.
Devami dilegiyle, kucak dolusu sevgiler.